TARİHİ
Nusaybin'in M.Ö 2270 yılında Sümerlerin üçüncü ur sülalesinden Kral Şulgi tarafından kurulmuş, Babil Kralı Hamurabi zamanında da gelişmiş bağlık ve bahçelik anlamına gelen "ARAMİŞ" adı verilmiştir. Araplar buraya iki kısmı anlamına gelen NUSİBEYH, Asurlar NAŞABANA, Mitaniler de NASPİNAİZELA adım verdikleri tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Tarihin akışı içinde birçok kez istilalara sahne olan merkez bu istilalara karşı korunması için günümüze kadar özelliğini yitirmemiş olan SUMO-SERÇEHAN-TELKÖÇEK, Ali GERZAN, ŞİRVAN, AZNAVUR ve HATEM (Limitriyus) Kaleleri yaptırılmıştır.M.Ö. 1275 - 1500 yıllan arasında Resülayn, Harran, Ş.Urfa, Slikos, Ninnova ve Babil şehirlerini içine alan HURİ MİTANİ'lerin Başkentliğini yaptığı mevcut kaynaklardan anlaşılmaktadır.Kral GİGES tarafından yaptırılan "KRAL YOLU" nun üzerine inşa edilmiş olan Nusaybin zamanın büyük ticaret merkezi durumundaydı. Bugün hudut kapısının yanında bulunan sütunlarının LİDYA Kralı GİGES tarafından yaptırıldığı sanılmakladır.
M.S. 80 yılında Urfalı ABGAR Krallığının egemenliğine girmiş, kente bir fakülte kurulmuş. Bu fakültenin ilk Rektörlüğü aslen Nusaybinli olan MAR AFRAM daha sonraları ise Urfalı MAR YAKUP yapmıştır. Günümüze bu tarihi binanın zemin katında, rektör MAR YAKUP' un mezarı mevcut olup bu binaya da MAR YAKUP kilisesi adı verilmiştir. Süryani ABGAR Karalığının kısa sürede son bulması nedeniyle, uzun bir süre İRAN ve BİZANS imparatorluklarının egemenliğine giren ve çeşitli savaşlara sahne olan Nusaybin 640 yılında Arap komutanlarından GANEM BİN ÎYAS tarafından feth edilerek, İslam yönetimine girmiştir. 1551 yılında Yavuz Sultan SELİM'İN Mısır seferi sırasında Türk Osmanlı idaresine geçmiş olup, Cumhuriyet Kuruluşundan beri ilçedir.
COĞRAFİ YAPISI
İlçe 500 metreyi aşan platosu ile yukarı Mezopotamya bölgesine Çağ-Çağ deresinin kıyısında bereketli topraklar üzerinde kurulmuştur. İlçe kuzeyi dağlık ( Güneydoğu Toros dağlan) olup, kuruluş yeri itibariyle Ş.Urfa'dan başlayan Harran ovasının devamı olup, Cizre'ye kadar uzanan geniş bir ovanın üzerinde yer almıştır. Ova düz ve engebesizdir.
İlçemizin iki önemli akarsuyu vardır. Bunlardan en önemlisi ve en büyüğü olan Çağçağ Deresi, Güneydoğu Toroslar'ın Bagok Dağları'ndan doğmaktadır. Beyazsu ve Karasu birleşiminden meydana gelen dere, Nusaybin Ovası'na akmaktadır. İlçe arazisini ve yerleşim alanını ikiye bölerek geçen ve yöreye büyük önem kazandıran Çağçağ Deresi Suriye'de Habur Irmağı'na karışır. Sulama kanallarıyla ovada sulu ziraat yapılmaktadır. Bu alanda en çok, bugün ilçenin sembolü durumuna gelmiş olan pamuk yetiştirilmektedir. İlçenin ikinci önemli deresi ise İlkadım köyünde doğar ve Akarsu bucağından geçer. Bu dere sadece bahçe sulamada kullanılmaktadır. Ayrıca ilçede Pazar-Değirmencik arasında çıkan ve Değirmencik ile Bakacık köylerinin arazisini sulayan Borenge Suyu ile Sere Kani (Pınarbaşı) suları da vardır. Çağçağ Deresi'ni (Bunıstra Çayı) oluşturan iki koldan biri olan Karasu, Tehtakereş Dağları'nın eteklerinde Hırbeşimrik, Mahserte ve Görik köylerinin etrafındaki küçük dereciklerin birleşmesiyle meydana gelmektedir. Bu kol güneydoğuya doğru akarak Sakecli, Mikri ve Havadin köylerinin batısından geçer ve Zeveran sırtları mevkiinde Beyazsu ile birleşir. Beyazsu kolu ise Tefi sırtlarından Batuş ve Haldah köylerinin kuzeyindeki küçük dereciklerin birleşmesiyle meydana gelir. Güneydoğuya doğru akarken pınarlar ile beslenir ve güneybatıya yönelerek Karasu ile birleşir. Karasu ve Beyazsu birleştikten sonra Çağçağ adı altında güneye doğru dar bir vadi içinde akarak, Gürün köyü civarında 1968 yılında faaliyete geçen Çağçağ Hidroelektrik Santrali'nde enerji oluşturduktan sonra, sağ ve sol ana kanallarla Nusaybin Ovası'nın 6900 hektarlık alanının sulamasını sağlar. Çağçağ güneye doğru akışına devam ederek Nusaybin Ovası'nı kat ettikten sonra Nusaybin topraklarını terk ederek Suriye topraklarına geçer. Suriye topraklarında sağ ve solundan ufak kollar alarak güneyde Hassek mevkiinde Ceylanpınar ilçesi civarında başlayan Habur kolu ile birleşir ve Habur adı ile Deyrizor kasabasının güneyinde Fırat Nehri'ne katılır. Çağçağ Deresi'nin kat ettiği dar vadi yöre halkının rağbet ettiği bir mesire alanı durumundadır. Bunun yanı sıra 130 dekarlık regülatör piknik alanı da mevcuttur. Söz konusu piknik sahası Nusaybin halkının sıcak geçen yaz günlerinde dinlendikleri alanlardan biridir. Yörenin en güzel, en çekici yeri olan baraj ve subaşı, yazları yalnız Nusaybin'den değil çevre il ve ilçelerden de ziyaretçi akınına uğramaktadır. Nusaybin'in can damarını oluşturan Çağçağ Suyu, sulama ve içme amaçlı kullanımın yanı sıra, enerji üretiminde de devreye girmektedir. 1968'de işletmeye açılan Nusaybin Çağçağ Hidroelektrik Santrali'nin ortalama yıllık elektrik üretim ilk yıllarda 42 GWh iken, daha sonraları suyun durumuna göre azalma göstermiş ve 1999 yılı üretimi 42 GWh'ye düşmüştür. Santral ilk inşa edildiği yıllarda nüfusa bağlı olarak Nusaybin ve çevresine yeterli gelirken, şu anda artan nüfus ve enerji ihtiyacını karşılayamamakta; sadece Nusaybin'in çok az bir kısmının enerji ihtiyacını giderebilmektedir. Nusaybin'in şehir merkezi ile bağlı bulunan tüm köylerinin 1999 enerji tüketimi 135.472.622 kW olup bunun 31.406.622 kW'lık tüketimi Nusaybin Çağçağ Hidroelektrik Santrali'nden, 104.066.000 Kw'lık tüketimi de Mardin trafo merkezinden karşılanmaktadır. Çağçağ'ın ana kollarından Beyazsu kaynak suyu ise, artık Nusaybinlilerin musluklarında: 256 bin kişinin ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlanan proje tamamlanmış olup, Beyazsu Kaynağı'ndan getirilen temiz içme suyu 17 Şubat 2001 tarihinden itibaren kente verilmeye başlanmıştır
|
NÜFUS DURUMU



SOSYAL VE KÜLTÜREL ÖZELLİKLER
Kent değişik bir sosyal yapıya sahiptir. Eski yerli nüfusun çoğunluğunu kayıp etmiştir. Sınır kapısı olması, köyden şehre son yıllardaki göçler dolayısıyla kentin sosyal yapısı tamamen değişmiştir. Bu değişiklikler ister istemez beraberinde büyük sorunları da getirmektedir.
NUSAYBİN'DE OYNANAN YAYGIN HALK OYUNLARI

DELİLO: Düğünlerde en sık oynanan oyunlardandır. Coşkuyu ve sevinci anlatır.Sağdan dönerek üç adım çapraz ileri ve üç adım düz geri gelinerek oynanır. Dizdeki kırmayla yaylanarak ve omuzlardan estetik verilir. Birlikte ve serçe parmaklarından tutuşarak kollaryere paralel gelecek şekilde oynanır. Oyunun birçok türküsü vardır.
LORKE: Çevre il ve ilçelerde oynanan bu oyunun dört ana figürü vardır. Birinci figür iki sağa ve sol bacak üstündeki sekmeden ibarettir. İkinci figür bacak figürü olup, sadece sol bacak her harekete öne atılır. Üçüncü figür düz ve dördüncü figür el çırpma figürüdür.
GIRANİ: Ağır halay diye adlandırılır.
CİRANE: Pamuk ekme, çapa ve pamuk toplamayı anlatmaktadır; sekiz figürlü bir oyundur. Mahalli bir çalgı (Rıbab) eşliğinde oynandığı gibi davul zurna ile de oynanmaktadır.
MAMIR: Sevdiği kızın başkasına kaçmasını yorumlayan sekiz figürlü bir oyundur. Oyun yan yana hareket ettiği gibi, ön ve yarım daire şeklinde de oynanır.
NURE ( Hurızi veya Çnrıze) : Ağır oynanır, daha çok hüznü ve sitemi anlatan bir oyundur. Serçe parmaklarından tutuşularak, sağ ve sol adım atılarak, daha sonra sol sağ ayak sırası ile öne savrulur. Bazen hızlı da oynanabilir.
HALAY (GOVEND): Parmaklar birbirine geçirilerek omuz omuza oynanır. Birlikteliği ve dayanışmayı anlatır. Genellikle düğünlerde uğurlamalarda ve karşılamalarda oynanır. Bilindiği kadarıyla düz halay, tek kırma, çift kırma, çökme, kırma gibi halay türleri vardır. Çoğu zaman müziğe göre ritmi değişebilir. Bazen ek figürlerle de zenginleştirilebilir. Sağ ayağın üç defa sola sağa savrulmasını ardından ileri çıkış yapılır, daha sonra aynı şekilde geri dönülür; bu figürler daha çok cesareti anlatır. Bu oyununda birçok türküsü vardır.
TURİZM VE KONAKLAMA

Tur olanakları ve konaklama tesisleri: Dünyanın en hızlı gelişen sektörlerinden biri olan turizm, çalışma imkanları yaratması, ülke ekonomisine katkısı yanında insanlar arasında din, dil ve ırk ayrımı gözetmeksizin barış, dostluk ve kardeşlik duygularını geliştiren ve bu yönüyle dünya barışının oluşumuna hizmet etmesi yönünden büyük önem taşımaktadır.
Ülkemiz dünya turizm pazarında ortaya çıkan değerlere ve yeni beklentilere her yönüyle cevap verebilecek bir turizm potansiyeline sahiptir. Turizm sektörünün son yıllarda dünyadaki en yüksek büyüme hızını gerçekleştirmiş ve uluslar arası turizm örgütlerinin takdirlerini kazanmıştır. Konuklarımıza ve halkımıza sunulacak olan hizmetin kalitesi ile doğal ve kültürel değerlerinin korunması yönünden harcanacak çabalar da en az ekonomik göstergeler kadar önem taşımaktadır.
NEZİRHAN TESİSLERİ (4YILDIZLI)
Kuruluşu : 1977
Telefon : 0482.4463416 (4 Hat)
Adres : Nusaybin-Cizre arasında, İpek Yolu üzerinde ve şehre 25 km
mesafede / Nusaybin
Nezir Devrimci tarafindan yaptırılan Nezirhan Tesisleri 70 odalı, 172 yataklı ve 4 yıldızlı bir otel olmasının yanı sıra, akaryakıt istasyonu araç bakım ve onarım atölyesi, yıkama-yağlama istasyonu, 500 araçlık otoparkı, camii, mescidi, pastanesi, berber salonu ve Amerikan ban bulunan modem bir tesistir. Yüzme havuzu, kafeteryası, lokantası, Türk hamamı, saunası, içinde her türlü çiçek, sebze ve meyve, ağaç ve bitki bulunan bahçesi ile cennetten bir köşeyi andırmaktadır
AYDINLAR KONAKLAMA TESİSLERİ (3 YILDIZLI)
Kuruluş : 1982
Telefon : 0482.4151925-4158283-4152533
Faks : 0482.4155120
Adres : İpek Yolu üzeri şehir girişi / Nusaybin
35 odalı, 75 yataklı bir tesis olup 65 personel çalışmakta, atölye ve diğer bölümlerde de 100 'e yakın çalışan bulunmaktadır.
ULAŞIM
KARA -HAVA VE DEMİR YOLLARI ULAŞIMI
1) Kara: İlçemiz eskiden önemli kervan yolları üzerinde bulunmakta idi . Kuzeyde Samsun limanına kervan yolu ile bağlı idi . Tarihte kral yolu “Halk arasında” “İpek Yolu” olarak adlandırılan ve ilçemizden geçen E-90 kara yolu Nusaybin'in gelişmesine ve önemli bir merkez olmasına büyük katkıda bulunmuştur. Japonya ve Çin'den getirilen ipekler,kervanlarla bu yoldan geçirilmiştir. Bu nedenle Nusaybin'in eski çağlarda nüfuz ve önemi büyüktür. Güney demir yolunun hizmete girmesiyle bu önem azalmış ve Nusaybin için duraklama dönemi başlamıştır.
2) Hava: İlçemizde hava yolu yapma imkanı daha önce Diyarbakır hava yolları ile yapılmakta idi. 2000 yılında Mardin hava yolunun açılması ile uçak seyahatleri Mardin hava yolu yolcu uçak seferleri ile yapılmaya başlandı. Mardin den haftanın beş günü sefer yapılmaktadır.
3) Demir yolları Ulaşımı : TCDD yolları 1892 yılında Osmanlılar zamanında başlatılmış olup, Haydarpaşa-Bağdat demir yolları yapılmış bu proje ile Avrupa ve Asya'da Basra'ya kadar devamı sağlanmıştır. Bugüne kadar kapalı olan yol, 2001 yılında açılmıştır. Bugün Gaziantep-Nusaybin arasında çalışan bölgesel tren haftanın üç günü çalışmaktadır. Son zamanlarda toplu taşıma ve piyasadan daha ucuz ve hesaplı yük taşımaları artmıştır. Nusaybin'e diğer illerden alıcı, şeker,demir ile pirinç gibi taşımalar yapılmaktadır. Yolcu taşımacılığı olarak öğrenci,.öğretmen,sporcu,muhtar ile sakatlara değişik indirim uygulanmaktadır.
İlçemizde Haydarpaşa-Bağdat arasında Toros ekspresi çalışmaktadır. Bu ekspresin bölgemiz için faydası büyüktür. Haftada bir gün Bağdat seferi yapılmaktadır.
Berlin-Bağdat demir yolunun büyük bir bölümü sınırı izleyerek Nusaybin den Suriye topraklarına girer ve Irak'a ulaşır. Bu demir yolu 1912 yılında tamamlanmıştır.
EKONOMİK DURUM
Nusaybin'de istihdam açısından ağırlıklı ana sektör hizmetler sektörüdür. Hizmetler sektörü içinde ise ticaret sektörü en önemli istihdam sektörüdür. Nüfusun temel gelişme sektörü olan tarım sektörü ise zaman içinde kentleşme olgusuna paralel olarak önemini az da olsa kayıp etmiştir. Tarım sektöründen toplanan artı değerin yatırıma dönüşmesi sonucu imalat sektöründe bir gelişme olmamış, artan nüfus ise geçimini marjinal işlere yönelerek sağlama yoluna gitmiştir. Sonuçta sınır ve bavul ticaretinin ağırlıklı yer aldığı marjinal sektöre dayanan mir ekonomik yapı oluşmuştur. Nusaybin'de halen pamuğa dayalı 5 adet çırçır-prese fabrikası ile 1 adet yağ fabrikası bulunmaktadır. Ekonominin temel sektörleri kamu ve özel sektörler ile tarım sektörüdür. Çalışan insanların % 80'i bu üç sektörde çalışmaktadır. Halen ilçemizde bir sanayi olgusu bulunmamaktadır.
a-Çırçır sanayi : Çırçır sanayi, dokuma sektörünün birinci aşamasını meydana getiren temel bir sanayii kolludur. Çırçır fabrikaların büyük bir kısmı Nusaybin'de bulunmamaktadır. Çırçır tesisleri Nusaybin'den pamuk toplayarak çalışır. Pamuk daha sonra işlenmek üzere yurt içinde Akdeniz ve Güneydoğu Bölgelerine, yurt dışında ise Avrupa ve Ortadoğu Ülkelerine ihraç edilir.
b- Küçük Sanayii Siteleri : Nusaybin İlçesinde l54 işyeri kapasiteli küçük sanayii siteleri tamamlama aşamasındadır.
c- Ticaret : Güneydoğu Anadolu Bölgesinin diğer İl ve İlçelere gibi Nusaybin'de de geçim kaynağı, ağırlıklı olarak tarımdır. Nusaybin ilçesi özellikle yurt dışına Ortadoğu'ya yakın sınır ilçelerinden birisi olması özelliğiyle de Transit taşıma güzerganında önemli bir yer işgaül etmektedir. Nusaybin Gümrüğünde yapılan ithal edilen ürünler arasında; kumaş vs. dır
d- Petrol ve Doğal Gaz : T.P.A.O. Nusaybin petrol ve gaz sahaları Mardin iline bağlı çamurlu sahası ve Şırnak iline bağlı Batı Kozluca ve Güney Dinçer sahalarından oluşmaktadır. Çamurlu sahasında l8, Batı Kozluca sahasında 25 ve Güney Dinçer sahasında l3 olmak üzere toplam 56 kuyudan ham petrol üretimi yapılmaktadır. Ayrıca çamurlu sahasında 4 adet doğal ve 3 adet CO2 (Karbondioksit) üretim kuyusu bulunmaktadır.
Üretilen petrol çamurluda bulunan toplama istasyonuna gelmektedir ve buradan tankerler ile Batman TPAO boşaltma istasyonuna nakledilmektedir. Nusaybin sahalarından ortalama l300 varil/ gün petrol üretilmektedir.
Üretilen doğalgazın bir kısmı sahada kullanılmakta ve diğer kısmı ise Mardin Çimento sanayii, Mar-San kireç fabrikası ve Nusaybin yatılı bölge okuluna satılmaktadır.
e- Doğal kaynaklar: İlçemiz yer altı kaynakları bakımından fakir sayılır. Yerüstü kaynaklarının en önemlisi ise çağ-çağ deresidir. Bu dere suyu ile Nusaybin etrafındaki arazilerin 70-80 bin dönümü sulanabilir. Ancak sulama şekli ve kanallar çok iptidai bir haldedir. Derenin debisi 7-8 M3 civarındadır. Temmuz ayında ise debisi 5 M3'e inmektedir. Ormanlık bakımlından kent çevresinde orman arazisi bulunmamakta, en yakın meşe ağaçları ise ilçeye 25-30 km. mesafededir. Çağ-çağ deresi çevresindeki yeşillik alanların çoğu meyve ağaçlarıdır. Akarsu ve göller bakımından çok fakir olan ilçenin çağ-çağ deresi dışında akarsu deresi de mevcuttur.
f- Nusaybin de Tarım: Tarımın başlangıcını anlatan kaynaklarda M.Ö.8000 yıllarında 30 ve 40 kuzey enlemleri arasında bulunan ve Anadolu'dan İran'a kadar uzanan 1500 km.lik alanda hem tahıl yetiştirildiğini hem de hayvan sürülerinin beslendiğini dolayısı ile ilk çiftçilerin ve çobanların buralarda olduğundan bahis edilmektedir. Bundan bahisle 10 bin yıl öncesinde bile Nusaybin ilçe topraklarını da içine aldığını, tarımın buralarda etkin ve önemli olduğu görülmektedir.
Nusaybin yöresi Akdeniz iklimi karasal özelliklerine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak kışları bol yağışlı ve soğuktur. Ovalık kesiminde yazları çok sıcak geçmektedir.
Nusaybin ovalarında sulama imkanları kısıtlıdır. Ancak çağ-çağ suyu ile sulama imkanı buldukça sulanmaktadır. GAP ile bu alanın büyük bir bölümü sulamaya açılacaktır. Toprakları verimli olup,killi-tınlı bir yapı arz etmektedir.
EĞİTİM DURUMU
Nusaybin, eğitim ve öğretim geleneği çok eskiye dayanan nadir kentlerden biridir. Geçmişi MÖ 7. yüzyıla, Babilliler dönemine kadar inebilen ve MS 326'da ikinci kez açılan Nusaybin Okulu, eğitim ve öğretimine 363'te son verdi. 489 tarihinde üçüncü kez açılan Nusaybin Okulu 8. yüzyıla kadar hizmetini sürdürmüştür. Bu okulda dini eğitimin yanında felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp ve hukuk dersleri veriliyordu. Kültür ve medeniyete ışık saçan bu okulun çalışmalarından dolayı Nusaybin “İlimlerin beşiği, eğitim kenti ve öğretmenlerin annesi” olarak adlandırılmıştır.
Nusaybin 1885 yılında ilkokula kavuşmuştur. 1888 tarihli devlet salnamesi Nusaybin'de 1 rüştiye (ortaokul) bulunduğunu ve 30 öğrencisi olduğunu yazmaktadır. 1905 Diyarbakır vilayet salnamesine göre Nusaybin'de bir medrese, bir Müslüman okulu, bir Hıristiyan okulu vardı. İlçemizin cumhuriyet döneminde kurulmuş en eski okulu, 1927 yılında Merkez İlkokulu adı altında eğitim ve öğretime açılmış olan şimdiki Atatürk İlköğretim Okulu'dur. Okul 1964 yılında yıktırılmış, yeniden yaptırılmış ve daha sonra eklemeler yapılarak bugünkü haline getirilmiştir. Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasıyla 6, 7 ve 8. sınıflar için ek bina inşa edilerek 2000-2001 öğretim yılında hizmete açılmıştır.
Daha sonra, şimdi ilköğretim okulu olarak hizmet veren Yıldırım İlkokulu (1960)
Cumhuriyet (Devrim) İlkokulu (1964)
Yavuz Selim İlkokulu (1976),
Edip Mungan İlkokulu (1985)
Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu (1988),
Gazi Paşa İlköğretim Okulu (1993)
Zeynel Abidin İlköğretim Okulu (1994)
Bülent Pekdemir İlköğretim Okulu (1998) ve Merkez İlköğretim Okulu (1998) açılmıştır.
Nusaybin Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) ise,1984-1985 öğretim yılında 8 yıllık temel eğitim halinde hizmete girmiştir. Özellikle maddi durumu zayıf ve okulsuz köylerden okul çağındaki çocukların yatılı olarak bu okulda okumaları sağlanmaktadır. Son olarak 2000-2001 öğretim yılında açılan Oğuzhan İlköğretim Okulu, çağdaş eğitim ve öğretim anlayışına uygun donanımıyla örnek bir okuldur.
İlçemizde ortaokul ilk defa 1952 yılında, şimdiki Halk Eğitim Merkezi binasında eğitim ve öğretime açılmıştır. 1970 yılında bugünkü lise binasına, 1979 yılında da kendi yeni binasına taşınmıştır.
Şu anda ilçemizde 1 genel lise, 1 endüstri meslek lisesi, 1 imam hatip lisesi bulunmaktadır. Bu liselerdeki öğrenci sayısı 1997-1998 öğretim yılında 1456, öğretmen sayısı ise 42 idi. 1998-1999 öğretim yılında öğrenci sayısı 1357, öğretmen sayısı 65; 1999-2000 öğretim yılında öğrenci sayısı 1503, öğretmen sayısı 67 olmuştur. (İlçemizdeki Öğretmenevi ise 1998 yılında hizmete girmiştir.)
2000 yılı itibariyle Nusaybin'de okuma- yazma oranı % 74'e ulaşmıştır.
Nusaybin'de Halk Eğitim Merkezi 1947'de hizmete açılmıştır. Merkezin geniş salonunda gerektiğinde her türlü sosyal ve kültürel faaliyetler yapılmaktadır. Halk Eğitim Merkezi'nde Hereke el halı dokuması, bilgisayar eğitimi, singer (piko) makine ve iğne nakışı, trikotaj, elektrik tesisatçılığı, İngilizce, daktilograf, biçki-dikiş, gümüş işleme ve telkâri, el sanatları, çiçekçilik, makrome, I. ve II. kademe okuma-yazma kursları açılmıştır. Yıl sonlarında, kursta yapılanlar merkezin salonunda sergilenerek tanıtım yapılmaktadır.
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
İlçemiz yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Yağıslar genellikle yağmur şeklindedir. Kar yağışı çok nadirdir. Yaz aylarında sıcaklık 40-450'lere kadar çıkabilmektedir. Yörede yıllık ortalama sıcaklık 18.90C'dır. Sıcaklık ortalamaları mevsimlere göre büyük farklılıklar gösterir. En soğuk aylar aralık-ocak, en sıcak aylar ise temmuz ve ağustostur. Yıllık ortalama yağış miktarları 456.4 M3 /m2dir. En çok yağış nisan ayında, en az yağış ise ağustos ayında olmaktadır. 2000 yılının yazı, bütün Türkiye'de olduğu gibi, son yüzyılın en sıcak yazı olarak ifade edilmiştir.
İlçenin doğal bitki örtüsü steptir. Çağçağ Deresi'nin geçtiği Bunıstra Vadisi ile Akarsu, Pınarbaşı ve ilçe merkezinde sebze ve meyve bahçeleri bulunmakta, bu bahçelerle iç içe önemli miktarda kavak ağacı yetiştirilmektedir. Dağlık bölgelerde bağcılık yapılmaktadır. İlçe topraklarında ilçenin simgesi haline gelmiş pamuk başta olmak üzere buğday, arpa, mercimek, mısır, susam ve sebze yetiştirilmektedir. Son yıllarda zeytincilik de önemli bir gelişme göstermiştir. Yöre eskiden orman bakımından oldukça zengindi. 1900 yıllarına kadar ilçenin kuzey tarafı, ova ile birleştiği noktaya kadar, asırlık meşe ağaçlarıyla kaplıydı. Bu tarihlerden sonra Almanlar, Haydarpaşa-Bağdat Demiryolu'nun yapıldığı yıllarda lokomotifleri işletmek için bu ormanları keserek ciddi bir doğa katliamı yapmışlardır. Kesilen ağaçların taşınması için Durakbaşı'ndan Yandere köyüne geçici bir demiryolu hattı döşemişlerdir.
Halen ilçenin kuzey tarafı, bağlık alanların dışında, tamamen meşeliklerle kaplıdır. Mevcut ormanlar enerji ormanlarıdır; son yıllarda yapılan tarla açılımları ve tahripler sonucu eski ihtişamlarını kaybetmişlerdir. Bozuk baltalık durumundaki meşe ormanlarında sakızağacı, dişbudak, söğüt ve çınarlara da rastlanmaktadır Yöredeki ağaç çeşitleri kavak, çam, meşe ve çeşitli meyve ağaçlarıdır. Ayrıca sadece Nusaybin'de yetişen “Teraki” meyvesi vardır. Kabuklu ceviz büyüklüğünde, tüysüz ve sert olan bu meyvenin farklı ve güzel bir tadı vardır. Türkiye'nin sadece güneydoğusunda yetişen “Duvberan” adlı mantar da mantarlar arasında lezzet bakımından dünyada bir numaradır. Bu mantarlar ile ilkel koşullarla köylerde sabun yapımında kullanılan, halk arasında “Şinok” olarak adlandırılan yabanfıstığı da (bıtım) ilçeye özgü ve incelemeye değer farklılıklardır. Öte yandan ilçemizde bolca yetişen “kapari” (şahfel) otu (ansiklopodilerde “gebreotu” adıyla anılmaktadır), oldukça büyük, beyaz çiçekli, dikenli ve genellikle yere yatık özellikleriyle dikkat çeken; çiçek tomurcukları ilaç ve kozmetik sanayiinde kullanılabilen bir bitkidir